BEBEK SAĞLIĞI VE COCUK GELİSİMİ


Bebeğinizi öpmeyin, öptürmeyin!


Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Filiz Bakar, yenidoğan bebeklere çok fazla dokunmanın ve öpmenin enfeksiyona neden olabileceğine dikkat çekti.

“Bebeğinizi 3-4 gün sonra yıkayın”     

“Yenidoğan bebekler hastalıklara karşı savunmasız oldukları için korunmaları büyük önem taşımaktadır. Bebeğin sağlığı açısından aşırı koruma telaşına girmeden bazı konulara dikkat etmek faydalı olacaktır. Bebekler doğduklarında vernix kazeoza denen ciltlerinde koruyucu bir tabaka ile doğarlar.  Bu koruyucu tabaka bebekleri hem ısı kaybından hem de enfeksiyonlardan korur, ayrıca cildini nemlendirir. Bu nedenle bebekleri hemen yıkamayız, doğumdan 3-4 gün sonra yıkanmasını istiyoruz.
Hastaneden eve götürüldükten sonra bebekle çok fazla temasa geçmeyin. Yenidoğan bebek her türlü enfeksiyona açıktır. Bu nedenle bebeğe çok dokunulmasını, öpülmesini istemiyoruz. Enfeksiyonlu bir kişiden bebeğe enfeksiyon bulaşması kaçınılmazdır. Anne baba dışındaki kişilerin bebeği biraz uzaktan sevmelerini istiyoruz. Bebekle fazla temas edilmemesini istiyoruz. Ayrıca bebeğin bulunduğu evde başka odada bile sigara içilmemeli…

“Aşırı giydirmek huzursuz eder

Bebek, ne çok sıcağa ne de çok soğuğa maruz kalmaması gerekir. Bebekleri aşırı koruma eğilimi çok yaygın. Bebekler refleks olarak da sık hapşırırlar, bu durum aileyi üşütmüş olabileceği konusunda tedirgin eder ve bebek kat kat giydirilir. Aşırı giydirilme de bebeği huzursuz eder, terler, isilik oluşumunu kolaylaştırır. Oysa çok sıcaklarda tek kat giysi yeterli olabilir. Oda sıcaklığı bebek giyinik iken 22-23 derce civarında olmalıdır. Oda çok sıcak ise klima kullanılabilir, ancak bebek direk klima havasına maruz kalmamalıdır. Bebeklerin, sıcak havalarda her gün yıkanmasını öneriyoruz. Bebeğin cildi zarar görmesin diye her gün sabun ve şampuan kullanmak yerine bir gün sadece suyla, diğer gün sabunla yıkanabilir. Alt temizliğini de dikkatli yapmak gerekiyor. Bebeklerin altını temizlerken ıslak mendilleri birtakım allerjen maddeler içerdiği için önermiyoruz. Ilık suya batırılmış pamuk ile temizlenmesini tercih ediyoruz, kız bebeklerde ise özellikle temizliğin arkadan öne doğru yapılmasını öneriyoruz.”

Öneriler…Alt temizliği ıslak mendil yerine ıslatılmış pamukla yapılmalı.
Bebek odasının ısısı 22-23 derce civarında olmalı.
Evde sigara içilmemeli
Enfeksiyon riski açısından bebekler çok sık öpülmemeli.
Bebeğin çamaşırları sabun tozu ile yıkanmalı.
Bebeğin rahatlaması açısından sıcak havalarda her gün yıkamalı ancak her gün şampuan ve sabun kullanılmamalıdır. Onun yerine bir gün sadece su, bir gün de şampuan kullanılmalıdır.
Bebekler güneş ışınlarının dik geldiği öğlen saati dışındaki zamanlarda 15 dakikalık sürelerle cam arkasından gelen güneşe değil, direkt güneşe karılmalı.kaynak:HÜRRİYET 07.11.2008

Çok yorulmuş ağzı açıkta kalmış:)



BEBEKLERDE UYKUNUN ÖNEMİ
Yeni doğan bebekler ortalama ne kadar uyur?
Yenidoğan bebekler günde ortalama 16-17 saat, ancak aralıklarla uyurlar. Bir kerede kesintisiz olarak ancak 1-2 saat uyurlar. Çocuk büyüdükçe uyku ihtiyacı azalır, okul öncesi dönemde 10-12 saat uyku ve 1 saatlik gündüz uykusu yeterlidir.

Bebeklerin uyku düzeni nasıl sağlanır?
Uyku düzeni kazandırmak için ilk aylar erken olacaktır. Özellikle ilk ayda bebek ağlayarak emme ihtiyacını belirtecek, ayrıca kendini güvende ve rahat hissetmesi için de kucağınıza almanız gerekecektir. Özellikle meme emen bebekler biberonla beslenenlere göre daha sık beslenme ihtiyacı duyacaklar ve daha sık uyanacaklardır.

Bu aylarda sağlıklı uyku alışkanlıkları edinmesini nasıl sağlayabiliriz?
İlk ayları atlattıktan sonra uyku düzeni için yapılabilecekler;
Bebeğiniz uykuya dalmadan önce sessiz bir dönem geçirmesini sağlayın. Işıkları azaltma, sakin bir müzik dinletme, banyo yaptırma gibi bir rutin geliştirmeye çalışın. Bunların düzenli yapılması bebeğinize uyku saatinin geldiğini hissetirecektir.

Bebeğin kendi kendine uyuması amacıyla ağlamasına göz yummak doğru mudur?
İlk 2-3 ayı geçirdikten sonra bebeğin kendiliğinden uykuya dalmasını sağlamak için ağlamasına göz yummak zamanla işe yarayabilir. Ancak bu konuda ne kadar sabırlı ve kararlı olabileceğiniz önemlidir. Böyle bir şeye karar verdiğinizde kararlılıkla devam ettirmek önemlidir. Eğer bunu başaramayacağınızı düşünüyorsanız sistematik uyandırma adı verilen bir program uygulayabilirsiniz. Buınu için bir hafta boyunca bebeğin uyandığı saatleri kaydedin ve yarım saat öncesinde bebeği uyandırıp bakımlarını yaptıktan sonra tekrar uyutmaya çalışın ve aralardaki süreyi giderek arttırın. Bu arada bütün bebeklerin farklı olduğunu ve bebeğiniz için en iyi yöntemi deneyerek saptayabileceğinizi unutmayın




HAVALE GEÇİREN BEBEKLER
Havale geçiren bebek şuurunu kaybeder,kol ve bacakları kasılır.Birkaç saniye sonra , kol ve bacaklar ve yüz adaleleri ritmik olrak seğirmeye başlar.Havale genellikle 6 aylık ve 5 yaş arası çocuklarda meydana gelir.
Eğer bebeğiniz ateşli iken havale geçirir ise önce bebeğinizin ateşini yavaş yavaş indirmeye çalışın.Bunun için bebeğin üzerindekiler tamamen çıkarılır,bebeğin başına ve göğsüne serin bezler konulur,vücud serin su ile silinir.Sünger ile silerken alkol kullanmak kesinlikle tavsiye edilmez.Havale esnasında bebeği küvete sokma tehlikeli olabilir.
  Eğer bebek havale esnasında kusarsa,bebeği yüzüstü koyun yada  yan yatırın; sırt üstü yatırmayın.Nefes alması güçleşirse çeneyi her iki tarafta kavrayarak ileri geri hareket ettirmek suretiyle nees alıp vermesine yardımcı olunur.
   Eğer bebeğiniz ateşi yok iken havalegeçirirse ateşi indirmek dışında işlem aynıdır.
  Bebeği hareket ettirmeyin ve herhangi bir hareketine mani olmayın.Soluması biran durabilir isede soni solunum yapmayın;bebek kendiliğinden soluk alıp verecektir. Bazen çocuk dilini ısırsada ciddi bir incilme meydana gelmez.Bebeğn ağzına elinizi yahut başka bir şey sokmayın.Havale bir kaç dakika sonra kendiliğinden geçecektir.Havale geçtikten sonra doktura mutlaka gösteriniz.

 

ÇOCUKLARDA ZEKA GELİŞİMİ
Zekâ gelişimi çocuklarda bazı farklılıklarla birlikte genellikle, 1,5 ilâ 2 yaşlarından itibaren başlamaktadır. Bu yaştan önce görülen zekâ, zihnin bir fonksiyonu olup, zihnî gelişim ise ancak 1,5-2 yaşlarından sonra inkişâf edebilmektedir.
        Zekânın inkişâfıyla başlayan gelişme seyri, 4-6 yaşlarında hızlanmakta ve bu durum 15-16 yaşlarına kadar devam etmektedir. Zekâdaki bu hızlı gelişmeyi 4-6 yaşlarında belirgin bir şekilde hissetmek mümkündür.Denilebilir ki, insan zekâsının yansı dört yaşına geldiğinde, üçte ikisi de altı yaşına geldiğinde teşekkül etmiş durumdadır.
        Kelime dağarcığındaki artış ile başlayan zekâ gelişimi,en basit öğrenme olayları ve alışkanlıklar ile bu gelişim seyrine devam eder.        
Yapılan araştınnalarda, zekânın her çocukta aynı hızla gelişmediği görülmüştür. Bu farklılık, yaş ilerledikçe daha da artmaktadır. Bunda gerek fizikî gelişimin, kalıtım ve beslenmenin, gerekse çevre şartlarının rolü olmaktadır. Ailenin sosyo-ekonomik durumunun yanında, eğitim düzeyinin etkisi de unutulmamalıdır. Bütün bu faktörler yanında zekânın üstünlüğü ya da geriliğinde en büyük rolü kalıtımın oynadığını da eklemeliyiz. 
        İki yaşlarından başlayarak çeşitli aşamalarla gelişen zekâ, bu gelişimini yirmi yaşından sonra da devam ettirmektedir. Ne var ki, ergenlik çağından sonra görülen zekâ gelişimi, pratik akıl yürütmekten çok, mücerred akıl yürütme ve kelime öğrenme şeklinde olmaktadır. 

ÇOCUKLAR;
- Çocuk donmamış beton gibidir. Üzerine ne düşerse izi kalır.
          - Çocukların nasihattan çok iyi örneklere ihtiyacı vardır.
          - Çocuğunu iyi eğiten kimse, düşmanının bel kemiğini kırar.
          - Çocuğun ortaya koyacağı şahsiyet; fıtrî değil kesbiîdir, terbiyevîdir.

NE EKERSEN ONU BİÇERSİN

          -Hoşgörüyle yetiştirirseniz, Sabırlı olmayı öğrenir.
          - Destekleyip yüreklendirirseniz, Kendine güven duymayı öğrenir.
          - Yaptığı güzel şeyleri över ve beğenirseniz, Takdir etmeyi öğrenir.
          - Hakkına saygı gösterirseniz, Adil olmayı öğrenir.
          - Güven ortamı içinde yetiştirirseniz, İnançlı olmayı öğrenir.
          - Kabul ve onay gösterirseniz, Kendini ve başkalarını sevmeyi öğrenir.
          - Aile ortamı içinde dostluk ve arkadaşlık gösterirseniz, Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.
          - Sevgi içinde büyütürseniz, Güvenmeyi öğrenir.
          - Sürekli eleştirirseniz, Kınama ve ayıplamayı öğrenir.
          - Kin ortamında büyütürseniz, Kavga etmeyi öğrenir.
          - Alay edip aşağılarsanız, Sıkılıp utanmayı öğrenir.
          - Devamlı utanç duygusuyla eğitirseniz, Kendini suçlamayı öğrenir.
          - Devamlı gülünç duruma düşürürseniz, Çekingen olmayı öğrenir.
          - Kendisine inanmazsanız, Dolandırıcılığı öğrenir.
          - Aşırı hoşgörülü olursanız, Bencilliği öğrenir.
          - Her zaman tenkit ederseniz, Kendini kabahatli bulmayı öğrenir.

 
ÇOCUKLARDA DİL GELİŞİMİ

Çocuktaki zihnî gelişimin bölümlerinden biri olan dil gelişimi, çocuk tarafından ilk kelimelerin telaffuz edilmesiyle başlar. Bazı araştırmacıların tespitine göre ilk kelimeler 8-10. aylarda duyulmaktadır. Fakat anlaşılabilecek ilk kelime belki de ancak 10. aydan sonradır.
        Genellikle çocuklar birinci yaşın sonunda konuşmaya başlamaktadırlar. Hem erken, hem de düzgün konuşma yönüyle kızlar erkeklerden başarılıdır.
        Eski terbiye kitaplarından birinde, çocuğun dil gelişimi üç safhaya ayrılmıştır.
        1. Teşebbüs ve temrin (alıştırma, exercise) devresi.
        2. Kelime ve cümle devresi.
        3. Cümle devresi. Bu eserde, yukarıdaki safhaların hangi yaşlarda olduğuna dair bilgiye rastlayamadık, ancak                Piaget'nin bu konudaki görüşleriyle konuyu bütünleştirebiliriz. Üç yaşından önce çocuk, bizzat kendi kendine konuşmayı sever. Piaget buna "Monolog döneme"' (kendi kendine konuşma) adını vermektedir. Bu ilk aşamadan sonra çocukta, bildiğimiz "Kollektif monolog" gözlenebilir. Çocuk belirli bir kişiye bakmadan, "Bak! veya dikkat!" diyerek konuşur. 5-6 yaşlarından itibaren ise, yavaş yavaş sosyalleşmiş dile geçiş vardır.
        Bir başka psikolog ise, çocuktaki dil gelişimini iki döneme ayırarak incelemektedir.       
       1. Pasif dönem (1-2. yaş arasındaki dönem).
        2. Aktif dönem (2-3. yaş arasındaki dönem).
        Buna göre; pasif dönem denilen devrede, çocuk konuşulanları sadece dinler, anlamaya çalışır ve ancak anladıktan sonra konuşma çabalan gösterir. Bu devrede dikkat edilmesi gereken şey, çocuğa sevgiyle yaklaşarak, doğru ve yeterli bir şekilde konuşmaktır. Aktif dönemin başlamasıyla, çocuk eşyaya ad verme iktidarını kazanarak tek kelimelik cümlelerden, çok kelimeli cümlelere geçmeye muvaffak olacaktır. Konuşması giderek önem kazanacak ve çocuk bu dönemde uydurma kelimelerden de vazgeçecektir. Dilin iyi konuşulduğu bir çevrede, üç yaşındaki bir çocuğun ortalama olarak 1000 kadar kelimeyi anlamlı olarak kullandığı tesbit edilmiştir.
        "Dil gelişimi açısından 3. ve 4. yaşlar özellikle önemli yıllardır; çünkü sözcükleri doğru olarak seslendirememe, kekemelik gibi konuşma bozuklukları bu yaşlarda başlar. Bu dönemde çocuğa yaşının düzeyinde iyi modeller vermek çok önemlidir."
        Aile çevresinde çocuğun konuşmasının desteklenmesi, ailenin sosyo-ekonomik durumunun iyi, kültür seviyesinin yüksek olması çocuğun dil gelişimin hızlandırmakta; bunun aksi durumlar ise gelişimi yavaşlatmaktadır. Ayrıca anne sevgisi ve bakımının da dil gelişimine önemli katkısı olmaktadır. Yetiştirme yurtlarındaki çocukların dil gelişiminin, anne babası tarafından büyütülmüş çocukların dil gelişiminden daha aşağı olduğu tesbit edilmiştir.
        Dilin konumuz açısından önemine gelince: Bilindiği üzere dil, zihnî bir iletişimdir. Bir kişiden diğerine aktarılacak konulan ihtiva etmektedir. Ailenin dili çocuk için konuşulan dil olmakta ve buradaki mânevî hayat dile yansımaktadır. Yine ailede kullanılan dil, o ailenin dünya görüşünü de yansıtmaktadır. Mânevî hayatın ağırlık noktası dil üzerinde toplanmakta ve çocuk bu mânevî atmosfer içinde gelişip olgunlaşmaktadır.
        Konuyla ilgili bir âyette, "Allah sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmeyen kimseler olarak çıkarmıştır."buyurularak, her çeşit kültürel kazancın konuşma devresinden itibaren kazanıldığına işaret edilmiştir. Eğitim açısından da, çocuk için en önemli devre onun konuşmaya başladığı devredir. Çünkü çocuk artık söylenenleri anlıyor, düşüncelerini anlatabiliyor, kısacası muhatap olabiliyor demektir. Bu durum ise -kültür ve eğitim konusu kılması yönüyle- çocuğu, diğer canlılardan ayıran bir özelliktir.        Hz. Peygamberin (s.a.v.) fıtrat ile ilgili hadisinin,Müsned'deki varyantında da konuyla ilgili ifadelere rastlanmaktadır. "Doğan her çocuk fıtrat üzere yaratılmıştır. Konuşmaya başlayıncaya kadar bu hal üzere devam eder. Bundan sonra ebeveyni onu Yahûdi veya Hıristiyanlaştırır" denilmekte ve doğuştan getirilen fıtrat hâlinin konuşma devresine kadar devam ettiğine dikkat çekilmektedir.
        Çevrenin çocuk üzerindeki etkisi ve çocuğun taklide gayet elverişli olduğu, bugün artık bilinen bir gerçektir. Hz. Peygamber'in de çocuktaki bu özellikleri göz önünde tuttuğu görülmektedir. O, konuşma çağına gelmiş çocuklara özel bir ilgi gösterirdi. İbn Şuayb (r.a.) şöyle rivayet etmektedir: "Abdulmuttalib oğullarından bir çocuk konuşmaya başlayınca, Hz. Peygamber ona, `De ki, hiçbir evlat edinmeyen ve mülkünde hiçbir ortağı olmayan Allah'a hamdolsun.' meâlindeki ayeti, yedi defa okutarak öğretirdi."Yine Hz. Peygamber'in, "Çocuklarınıza ilk öğreteceğiniz kelime `Lâilâhe illallah' olsun." buyurarak, çocuk konuşmaya başladığı andan itibaren ona İslâm'ın özü olan Kelime-i Tevhîd'in öğretilmesini tavsiye ettiği görülmektedir. 
KAYNAK
www.kalbinsesi.com

ÇOCUK YETİŞTİRENLERE BU BİLGİLER GEREKLİ

01- Çocukta kendine saygı, çocuğun kendi hayatını düzenleyebildiği ve bunu iyi yapabildiği inancını oluşturan
küçük günlük görevlerle sağlanır. 

02-
Engelleri aşma dürtüsüne kişisel motivasyon denir. Önümüze hedefler koymamızı sağlayan, her birimizin
içindeki küçük umut çekirdeğidir. Bu umut, bizi daha yükseklere eriştirir. Şevk kazanmış kişiyi hiç kimse
ilerlemekten alıkoyamaz ve eğer bu motivasyon insanın yüreğiden geliyorsa, o kişi yenilmez hale gelir. 

03-
Hayat bir çocukiçin günlük fırtınalarla baş etmeyi öğrenmekten ibarettir. Becerikli olmak;
meydan okumaları kabul etmek, bunlar üzerinde düşünmek için zaman ayırmak ve sonra erişebilir
kaynakları kullanarak sorunları çözmek demektir. Çocukta becerikliğin gelişmesi onu hayattaki fırınaları
atlatma becerisiyle donatır. Seçenekler oluşturmada özgüven sağlar ve çocuğa etrafındaki dünyanın aktif
katılımcısı olmayı öğretir. 

04-
Herşeyin hızlı ve öfkeli olduğu bir dünyada kendinden hoşnut bir çocuk huzurlu olacak ve kendi
maneviyatından keyif alacaktır. 

05-
Her çocuğun düş kurmasına, düşüncelerine, yazılarına, icatlarına, şaheserlerine ya da kavramlarına sınır
koymamasına izin verin. Bir çocuğun hayal gücü teşvik edilirse, gelişmeye ve üretmeye devam edecektir. 

06-
Duygular hayatınıza damga vuran yön işaretleridir. Harikulade güzel olan aşktan çetin öfkeye kadar bütün
duygular çeşitli biçimlerde var olur. Duyguyu yaşamayı ve duygu alışverişini destekleyen aileler hayatın en
derin armağanını tadar. 

07-
Eğer aile bir bina olsaydı, iletişim binanın her türlü kötü hava koşulunda ayakta kalmsını sağlayan temel
olurdu. Aile içinde iyi bir iletişim varsa sorunlar çözülür, fikirlere kulak verilir, duygular ifade edilir ve
samimiyyet gelişir. İyi iletişim söz konusu olduğunda, görüşler farklı olsa bile,
her zaman mesajların ardında sevgi vardır. 

08-
Aile dokunuş aracılığıyla sevgi alıp vermenin değerini öğrendiğimiz ilk ve en önemli yerdir. 

09-
Aile birçok açıdan bir bahçe gibidir. Bir ailenin üyelerine verebileceği en büyük armağan, herkesin aile
ve dünya bahçesinin bakımından sorumlu olduğu bilincidir. Herkes bu bahçenin bakımı için zaman ayırmalı,
ara sıra yabani otları ayıklamalı ve sulamak için kendi katkısını yapmalıdır. 

10-
Arkadaşlarımız hayatımızdaki harikulade mücevherler ve son derece güzel el işlerinden yapılma hazineler
gibidir. Aklımıza yeni fikirler getirir, kim olduğumuzu ve kim olmak istediğimizi bizimle paylaşır ve bir süre
için de olsa hayat yollarında bizimle yan yana yürürler. Aileni seçemezsin, ama arkadaşlarını seçebilirsin,
derler. Bir aile, arkadaş sahibi olmak için arkadaşlık sunmak gerektiğinden yola çıkarak fertleri arasındaki
ilişkide arkadaşlığı seçerse, bu bir armağan değerindedir. 

11-
Birisine saygı gösterdiğimizde, onu düşünmeye değer buluruz. Bir başkasına saygı gösterme çabasında
bulunduğunda verilen mesaj nettir: "Seni görüyorum ve sana değer veriyorum." 

12-
Çocuk ilk önce aile içinde başkalarıyla geçinmeyi, birlikte bir şey yapmayı paylaşmayı ve her zaman
ilgi odağı olmamayı yaşar. İşbirliği yapmayı öğrenmek çocuğunuzu gelecekte okul ilişkilerinde ve
çalışma hayatındaki başarıları için değerli bir araçla dontacaktır. 

13-
Yaşamak, değişmeyi ve gelişmeyi içerir. Eğer aile içinde değişimi canlılığı tanımlayan şey olarak görürsek,
çocuklarımızın zihninde değişimin beklenen bir hayat serüveni olduğu tohumunu atmış oluruz. 

14-
Çocuklarımıza bir fark ortaya koyabileceklerini öğretmemiz gerekiyor.
Var olmasını istediğimiz dünya çocuklarımızın zihninde oluşturulmalıdır. 

15-
Bir çocuk yapmaktan korktuğu şeylerle karşı karşıya gelerek ve bunları hazmederek
cesur olmayı öğrenir. İnandığı bir şeyi yapmak için bir adım ileri gitmesi gerektiğini öğrendiğinde,
korksa bile, cesaretin nasıl bir duygu olduğunu kavrıyacaktır. 

16-
Güven oluşturmanın tek yolu dürüst olmaktır. Başka yol yoktur. Aile düzeninin bu dürüstlük ortamında
işlemesi, aile fertlerinin birbirine güvebmesi anlamına gelir.
Bir aile dürüstlüğü değer veriyorsa, her aile ferdi, bütün olarak ailenin kendisini desteklediğine güvenerek
hayatındaki gerçekleri ifade edebilir. 

17-
Sabrı öğrenen çocuk hayatın engellerini aşmaya büyük yardımı dokunacak önemli bir
araca sahip olmuştur. 

18-
Hoşgörü farklı görüşlere, düşüncelere, yaşam biçimlerine, inanç ve davranışlara izin veren, hayata ve
başkalarına karşı bir kabul etme yaklaşımıdır. Çocukların yetişmeleri ve gelişmeleri hususunda da
bu çizgiyi göre hareket edilmelidir. 

19-
Aile sorunlarında eğer aile fertlerinin herbiri yardımsever bir tutum içine girerse, nasıl yardımcı olacağına
ilişkin bir tutum alırsa, herkesin yükü daha hafifler. Kerkes ortak hedeflere doğru yürüdüğü için,
yardımsever tutumlar ailede birliktelik duygusu oluşur. 

20-
Sorumluluk üstlenmede başarılı olan çocuklar yeteneklerine daha fazla güvenir.
Sorumlu davrandığı için olumlu tepkiyi tadan çocuk kendi hareketlerinden sorumlu
olmaya daha fazla motive olur. 

21-
Disiplin bir kere denendikten ve uygulandıktan sonra bireyin kendini kontrol etme
yeteneğini geliştiren bir yaşam antremanı biçimidir. Çocuk bu biçim üzere şekillendirilmelidir. 

22-
Affetmek hem bir tutum hem de bir eylemdir. İncindiğimiz zaman birisini affetmek her zaman kolay olmaz.
Affedici tutum birçok açıdan mükemmelliği yakalayamayan insanları anlamak ve kabul etmek anlamına
gelir bu anlam yüklü halet-i ruhiye ile olgunlaştırılmalıdır çocuklar... 

23-
Ölümün hayatın bir parçası olduğu fikriyle tanışan çocuklar, bu konuda kendileriyle hiç konuşulmayan
çocuklara oranla ölümden daha az korkar. Çocuğumuz ölüm üzerine durup dururken tartışmaya
hevesli değilizdir. Ne var ki aile yaşamındaki bir kayıp, bunun hangi duygulara yol açtığı ve ne anlama
geldiği hakkında konuşmak için zaman ayrılırsa, çocuklar da ölümü hayatın bir parçası olarak görür.
Çocukların ölüm hakkında kendi fikirleri oluşmuştur; bu nedenle doğruların söylenmesidurumunda
kafalarında korkunç düşüncelere daha az yer kalır. Çocuklar ölüm üzerine rahatlıkla konuşabildiklerinde,
ondan daha az korkar ve bir yakınlarını kaybettiklerinde de daha anlayışlı olurlar. 

24-
Anneyle çocuk arasındaki ilişki sihirli, gizemli, kalıcı, koşulsuz ve açıklanması olanaksız bir olgudur.
Çocuk çocukluktan çıkmış olsa bile, anne onun yüreğindekileri hissekadar çocuğuna bağlıdır.
Başka bir insanın hayatından sorumlu olmak, yönlendirmek ve dinlemek, çocukların sunduğu koşulsuz
sevgi ve güveni tatmak hem büyük bir ayrıcalık, hem de muazzam bir görevdir. Kendini yenilemesi
ve hayatın bitmek tükenmek bilmeyen taleplerini karşılayabilmesi için annenin yüreğinde ve yaşamında
kendine ayırdığı bir zaman olmalıdır. Kendi ihtiyaçlarına zaman ayıran anne çocuğuna da özsaygıyı öğretir. 

25-
Babalar çocuklara erişilmez gibi gelir. Baba güçtür; baba şefkattir. Bize kişilikli olmayı öğretir; disiplin
örneğidir. Maceraları babalar planlar; bize hedef belirler, yapabileceğimize inanır ve bir kez daha
denememiz için bizi teşvik eder. Çocuk babanın gözüyle dünyada kendisini nelerin beklediğini görür.
Babanın elini tutarken çocuk kendisiyle birlikte hayat yolunda yürüyen kişiyi hisseder. 

26-
Çocukların çoğunluğu herşeyi görür ve hisseder. Anne ve babanın yaptığı her şeyi içine çeken sünger
gibidirler. Anne ve baba, sevgi ve saygı temeline sahip bir ekip olarak çalışırsa, çocukların yetişmesi için
korunaklı ve güvenli bir mekan sağlar. "Hayattaçocuklarınızın ne olmasını istiyorsanız, kendi yaşamınızda
ve konuşmalarınızda onu yansıtmaya çalışın." 

27-
Kardeşler hayatta birlikte yürümek, yetişkinliğe yan yana adım atmak, aynı anne ve babaya sahip olmak
ve hayat deneylerini paylaşmak gibi özel bir fırsata sahiptir. Çocuklar her zaman bir kardeşe sahip
olmanın değerini anlamaz. Anne ve babalar olarak yapabileceğimiz en iyi şey, aynı kayığın içinde
olmasalar daralarından bir sevgi nehrinin nehrinin akacağına emin olacakları şekilde çocuklarımız arasındaki
iletişimi, sevgiyi ve saygıyı teşvik etmektir. Böylece çocuk kardeşinin değerini bugün olmasa bile birgün
mutlaka anlayacaktır. 

28-
"Çocuklarınıza tavsiyelerde bulunmanın en iyi yönteminin ne istediklerini tesbit edip bunu yapmalarını
söylemek olduğunu keşfedin."

ALINTI:gonulgozü.net

 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:

FAYDALI BILGI
 
Reklam
 
GÜNCEL
 


TÜM İLLER İÇİN
3 GÜNLÜK
HAVA TAHMİNİ





ESMA'ÜL HÜSNA
 
REKLAM ALANI 1
 
REKLAM ALANI 2
 


E-BORDRO



 
BU GÜN 16 ziyaretçi (45 klik) GİRİŞ YAPMIŞTIR
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
PRATİK BİLGİLER  - NÜKTELER  -   DİNİ BİLGİLER  - İLGİNÇ BİLGİLER  - LİNKLER  - ÖNEMLİ LİNKLER  - RESMİ SİTELER  - E-REHBER   - GÜZEL RESİMLER  - ARDAHAN RESİMLERİ  - BİTLİS RESİMLERİ -  GÜROYMAK RESİMLERİ  -  ÇILDIR RESİMLERİ  -  DİNİ RESİMLER -   RÜYA TABİRLERİ -   TİRYAKİ SÖZLER - KOMİK VİDEOLAR -   RÜYA TABİRLERİ - ARDAHAN TEDAŞ -   TEDAŞ PERSONELİ HATIRA SAYFASI RESİMLERİ -   ARDAHAN TEDAŞ ÖZEL SAYFASI -   HTML KODLARI -   OYUNLAR -   PROGRAM İNDİR -   KURAN DİN LE -    YOU TUBE GİRİŞ

fare
PRATİK BİLGİLER SİTENİZ
BAZEN ARAYIPDA BULAMADIĞINIZ HER TÜRDEN AKLINIZDA KALABİLECEK KISA-ÖZ BİLGİLER